Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in Efsane Sözleri

Balkan tarihinde en başa yazılacak isim, Bosna Hersek’in efsanevi lideri, dava adamı Aliya İzzetbegoviç’in tarihe geçen sözlerini sizler için derledim. Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç 8 ağustos 1925 tarihinde Bosna Hersek’te dünyaya gelmiş ve 2003 yılında hayata gözlerini yummuştur. Aliya İzzetbegoviç’in tüm hayatı, mücadelesi ve duruşu tüm Müslümanlara örnek olmuştur. Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı ve efsanevi lideri olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’ in unutulmaz sözlerini aşağıda bulabilirsiniz, değerli yorumlarınızı bekliyorum.

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in Efsane Sözleri

  • Allah’a yemin ederim ki biz köle olmayacağız. (Mezar taşının altında)
  • Putları reddet, idealleri koru.
  • İnsan şahsiyetini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir.
  • Bizi yok etmeye çalışıyorlar ama bilsinler ki, Müslümanlar yok olmayacaklardır.
  • Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler.
  • Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem…
  • Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız.
  • Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.
  • Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder.
  • Balığın suda yaşaması gibi dünyanın içinde yaşadığı çevre Kur’an ve İslâm’dır.
  • Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum.
  • Okumak özgürlüktür.
  • Sanat için soyunana alkış tutanlar Allah için giyinene neden zulmeder?
  • Hayat kısa sözüne hiç itibar etmedim. Çünkü yeterince uzun yaşadığımı düşünüyorum.
  • İslam korkakların değil, cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir.
  • Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.
  • Ama ben insanın sorumluluklarından kolayca kaçabileceği Tanrısız bir dünya anlayışını kabullenemezdim.
  • Hayat tehlikeli bir şeydir. Güvensizlik yaşamanın bedelidir. Sadece ölenler ile asla doğmayacak olanlar mutlak anlamda güvendedirler.
  • Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir.
  • Şimdi güneşin altındaki yerimizi alma zamanı.
  • Kabile ve ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi Müslüman olarak düşünmeye başlayın.
  • Hayat inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.
  • Kur’an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O’na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.
  • Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.
  • Tanrısız ve insansız bir dünya cenneti kurmayı hayal edenler, bu hayallerinin enkazı altında kalmaya mahkumdurlar.
  • Yugoslavya Hükümetini diyemem ama Yugoslavya’yı çok severim. Fakat itiraf edeyim ki özgürlüğü daha çok severim.
  • Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna’nın özünü de zedeliyor.
  • Kaybedenlere karşı duyduğumuz sempati asla aklımızdan kaynaklanmamaktadır. Bu sadece öldükten sonra anlayabileceğimiz, yani bu dünyaya ait olmayan bir duygudur.
  • Aslına bakarsanız içinde yaşadığımız mekan ve çağdan dolayı bir katliam beklemiyorduk. Yaşadığımız mekan, Avrupa. İçinde bulunduğumuz çağ, 20. yüzyılın sonuydu.
  • Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider.
  • Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.
  • Bize saldıranlar, Hazreti İsa’nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.
  • Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.
  • Dünya üzerindeki Müslümanların vaziyetini düşündüğümde, ilk sorum hep şu olur: Acaba hak ettiğimiz kaderi mi yaşıyoruz, acaba vaziyetimiz ve mağlubiyetlerimiz konusunda daima başkaları mı suçlu? Eğer biz suçluysak -ki ben böyle olduğu kanaatindeyim- yapmamız gereken neyi yapmadık, yahut yapmamamız gereken neyi yaptık? Bana göre bunlar, bizim imrenilmeyecek vaziyetimizle ilgili iki kaçınılmaz sorudur.
  • Bir gün askerlerden biri gelip kendisine ‘onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız’ dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor “Sırplar bizim öğretmenimiz değiller”.
  • Uzun hayatım boyunca pek çok iş yaptım. Ancak bugüne kadar ki en zor işim Dayton’daki anlaşma masasına oturmak oldu. Benim derdim muzaffer bir komutan olarak anılmak değil, ülkeme koltuğumun altında makul bir barış anlaşması ile dönmekti. Sırplar sadece benim önerilerime ters düşen önerilerle değil, aynı zamanda tüm adalet ve insanlık duygularına ters düşen önerilerle çıkıyorlardı karşıma. Böyle bir barışı kabul etmek çok zordu. Ancak çok zor olan başka bir şey vardı; eve “savaşa devam ediyoruz”
  • Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız?

Muhammed Ali’nin Sözleri

Son Yorumlar

  1. Zeynep 31 Aralık 2016

Yorum Bırakın